Tüp Bebek Tedavi Süreci

Tüp bebek tedavisi aslında çok zor ve zahmetli bir tedavi değildir. Ancak tedaviye başlarken psikolojik olarak da bir takım hazırlıklar yapmak gerekir. Kendini bu tedaviye hazır hissetmek belki de en önemli şeydir. Çünkü, en iyi koşullarda dahi eve bebek götürme oranınız %50 civarındadır. Yani tedaviye başlayan her iki çiftten biri çocuk sahibi olur diğeri maalesef ilk denemede çocuk sahibi olamayıp demeye devam eder. Yani o ay için gebe kalma olasılığı kadar kalamama, çocuk sahibi olamama olasılığını da tedaviye başlarken göze almak gerekir. Bunun yanısıra her tedavinin aldığınız her ilacın milyonda bir bile olsa bir riski vardır ve bu gelip sizi bulduğunda o milyonda bir risk %100 olabilir. Ancak tabi ki tıbbi gerekçelerle yapılacak tedaviden kaçınmamamız gerekir. Ama keyfi olarak, “3 ayda gebe kalamadım,”, ” hemen gebe kalıp tüp bebek sahibi olayım”gibi bir uygulamanın da yapılması doğru değildir. Ancak tıbbi gerekçelerle, erkekte bir problem varsa, kadının tüpleriyle ilgili bir problem varsa, yumurtlama ile ilgili problemler tedaviyle çözülmediyse veya açıklanamayan infertilite dediğimiz gruba giriyorsanız, çikolata kistiniz varsa bunun gibi çeşitli nedenlerle tıbbi açıdan bir gereksinim oluşursa bu tedavi yapılmalıdır. Bazen ilk tedavi basamağı bazende son tedavi basamağında gebe kalınabilir. Yani diğer tedaviler denenip tüp bebek tedavisine geçilebilir veya erkekle ilgili ciddi bir problem varsa, tüplerle ilgili tıkanıklık gibi problemler varsa o zaman tek tedavi seçeneğiniz tüp bebek olabilir.

Bunun için başta tüpler rahim filmiyle değerlendirilir, belki hormon düzeyine bakılır, spermogram yapılır ve değerlendirme sonucunda tüp bebek yapılması gerekir yönünde bir karar verilir.
Öncelikle normalde, her kadının ayda bir defa yumurtlaması olur, nadiren iki yumurta gelişir ve bunların döllenmesiyle de gebelik ortaya çıkar. Oysa bizim tüp bebek tedavisindeki amacımız daha fazla yumurta elde edebilmektir. İdeali 8- 15 arasında yumurta oluşturmaktır.

Bazen kadının yumurtalıkları polikistik over gibi sorunlar nedeniyle çok fazla yumurta üretebilir veya yaş, yumurtalık kapasitesinin azalması gibi durumlarda da daha az yumurta elde edebilir. Tabi ki moralinizi bozmamalı, yumurta kalitesiyle elde edilen tek yumurta dahi olsa gebelik şansı sunacağını unutmamalısınız. Bizim burada amacımız yumurtalıkları uyarıcı tedaviyi baştan uygulayıp daha fazla yumurta elde etmektedir.

Bu tedavi kaç gün sürer? Çoğunlukla kısa tedavi protokolünü uygularız. Adetin üçüncü gününden itibaren arada 2-3 defa kontrol ederek yumurta gelişimini uyarıcı iğneler uygularız. Bunlar kadının kendi kendine de yapabileceği veya eşinin uygulayabileceği kolay incecik enjektörlerle yapılan iğnelerdir. Zahmetli değildir ve çoğunlukla günde bir kez uygulamayı tercih ederiz. Yumurta belirli büyüklüğe ulaştıktan sonra ki bu genellikle tedavinin 5-6. gününden itibaren yumurtlamayı engellemek yani bizim kontrolümüz dışında yumurtanın atılmasını engellemek amacıyla tedaviye ikinci bir iğne daha eklenir. Bu 10 günlük tedavi süreci sonunda yumurtayı içeren folikül denen sıvı dolu kesecikler 17-18 mm.’e ulaşınca bunları çatlatmak, atılmasını sağlamak amacıyla da ikinci bir iğne yaparız. Bu çatlatma iğnesi dediğimiz ve bir defa uygulanan bir iğnedir. Tedaviyi yapan hekim ya da grubun tercihine bağlı olarak da çatlatma iğnesi yapıldıktan 34-36 saat sonra yumurta toplama işlemine geçilir. Yani ilk tedavi basamağı yumurtalık uyarıcı tedavi kullanarak elde edilen yumurta sayısını arttırmaktır. Burada çok aşırı sayıda, 20’den fazla yumurta oluştuğunda kadının vücudunda sıvı toplanması, yumurtalıkların şişmesi, idrar çıkışının azalması gibi bir takım problemler ortaya çıkabilir. Bu durumda o dengeyi sağlamak önemlidir. Bu gibi durumlarda belki transfer yapmayıp, elde edilen embrioları dondurup daha sonra kullanmak tercih edilen bir yöntem olabilir.

İkinci basamak yumurta toplama işlemidir. Vajinadan girip ultrason rehberliğinde yumurtayı içeren yani içinde mikroskopik yumurtanın bulunduğu o sıvı dolu keseciklerdeki sıvıyı iğne yardımıyla emip aspire edip laboratuara göndeririz. Burada genellikle genel anestezi ya da sedasyon dediğimiz rahatlatıcı bir anesteziyi tercih ederiz. İğnenin giriş çıkışı ağrılı olacağından kadının sıkıntı çekmesi böylece önlenir. Hafif anestezi altında bu yumurtaları dışarı almayı deneriz. Aldığımız sıvıları laboratuara verip folikül dediğimiz kesecikleride bir sıvıyla yıkayarak yumurtanın gelmesini sağlayıp yumurtaları laboratuara teslim ediyoruz. Aynı gün eşinden laboratuar koşullarında bazen sperm sayısı sıfır olan erkeklerde ameliyatla sperm alınır ve yumurta toplama işleminden bir kaç saat sonra kadından toplanan yumurtayla bir araya getirip ya klasik tüp bebek yöntemiyle ya da mikroenjeksiyon yöntemiyle dölleme işlemini gerçekleştiririz.

Burada bir parantez açıp, İn Vitro Fertilizasyon dediğimiz tüp bebekle, mikro enjeksiyon dediğimiz İntrasitoplazmik Sperm Enjeksiyonu arasında ne fark var bunun üzerinde durmakta yarar var. Çoğunlukla yapılan mikro enjeksiyon işlemidir. Burada yapılan spermler yıkanıp hazırladıktan sonra canlı, şekli normal, hareketli olan spermleri yumurtanın içerisine bırakmaktır. Bu laboratuar koşullarında gerçekleştirilen bir işlemdir. Klasik tüp bebekte, yine laboratuar koşullarında yumurtayı etrafında 100 000-200 000 spermle bırakıp doğal olarak döllenmesini bekleriz. Çoğunlukla yapılan döllenme işlemini şansa bırakmamak için ilk önce mikro enjeksiyon işlemidir. Nadiren yumurta sayısının çok olduğu erkekle ilgili problemin olmadığı kadınlarda klasik tüp bebeği yöntemi tercih edilebilir. Özellikle ülkemizde hastaların neredeyse %100’üne mikro enjeksiyon işlemi uygulanır. Döllenme enjeksiyon yani tüp bebek işlemi de gerçekleştikten sonra embriyoların gelişimini izleriz. Bundan sonraki aşama transfer, yani embriyoların rahim içerisine yerleştirilmesi işlemidir. Bu işlem ağrılı değildir, anestezi gerekmez, kolaylıkla yapılabilecek bir işlemdir. İşlemi kolaylaştırdığı için idrar kesesinin dolu olmasını tercih ederiz. Normalde rahim ekseni öne yani mesaneye doğrudur ve mesane dolu olduğunda hem ultrasonda uterusu daha iyi görürüz hem de o açı kaybolduğu için işlem daha kolay olur. İnce bir katatere embriyoları çekip uterusun içerisine naklederiz. 35 yaşın altında ilk iki denemesi olan kadınlarda tek embriyo, 35 yaşın üzerinde ya da daha önce iki kez tüp bebek denemesi yapıp başarısız olmuş bebek oluşmamış olanlarda yasal olarak iki embriyo transferine izin verilir. Tek embriyo ile iki embriyo arasındaki fark %10’a yakın gebelik şansı vardır. İki embriyo verdiğimizde gebelik şansını biraz daha yukarı çekmiş oluruz. İleri yaş ya da daha önce başarısız tedavi yapılanlarda hangi embriyonun yerleşme şansının daha yüksek olduğunu bilmediğimiz için 2 embriyo naklederiz. Burada çoğul gebelik hiç bir zaman amaç değildir.

Çoğul gebelik istenilen, tercih edilen bir gebelik şekli değildir. Çünkü, ikiz gebelik baştan itibaren riskli gebelik sınıfına girer, çoğul gebeliklerde düşük oranı, erken doğum oranı ve bebeklerde gelişme geriliği riski gibi bir takım problemler daha fazla görülür. Gebelik sürecinde karşılaşılacak riskleri arttıran bir durumdur. Her ne kadar çocuk hasretiyle yanıp tutuşan çiftler daha çok ikiz olsun diye isteselerde bu tercih edilen bir gebelik şekli değildir. Doğal olanı daha az riskin oluştuğu tek gebeliktir. Bizim amacımız eve tek bebekle gitmeleridir. Laboratuar koşullarında embriyoların gelişimini izleyip yumurta topladıktan sonraki ikinci günden itibaren transferi gerçekleştirmek mümkündür. Yumurta sayısı az olan buna paralel olarak embriyo sayısı az olanlarda ikinci gün transferi yapılabilir ama çoğunlukla yapılan 3. gün veya 5. gün transferidir. 3. gün transferinde kalitesine bakarak çoğunlukla 8 hücreli en iyi embriyoyu veya embriyoları seçip uterus içerisine yerleştiriyoruz. Embriyo sayısı fazla olanlarda doğru embriyoyu seçebilmek için 5. gün embriyosu transfer edilebilir. Ama her embriyonun 5. güne kadar ulaşma şansı olmayacağı için bunu labratuar koşullarına embriyonun ve çiftin durumuna göre karar laştırmakta yarar vardır. İlla 3. gün ya da illa 5. gün transferi diye ısrarcı olmayıp hekimin çiftle birlikte laboratuarın da görüşünü alarak karar vermesi ya da durumu değerlendirmesi daha doğru olur. Bu aşamadan sonra kesinlikle bir istirahate işe gitmemeye ya da bir desteğe gereksinim yoktur. Normal yaşantınıza devam edebilirsiniz. Bu hiç bir şekilde gebelik şansınızı azaltmaz. Aksine evde oturup ilaçları kullanarak gebe kaldım mı kalmadım mı diye kafanızı tamamen bu tedaviye takmak bence gebelik şansınızı azaltıcı olumsuz etki yapabilir. Bu nedenle siz ağır iş yapmamak koşuluyla normal yaşantınızı sürdürüp önerilen ilaçları da kullanırsanız gebelik şansınız en fazla olur. Yatağa bağlı kalmak, kıpırdamamak gibi şeylerin gebelik şansınızı arttırmayacağını bilmenizde yarar vardır.

Bu embriyo transferinden sonraki 10-11 günlük süreçte daha çok progesteron ilacı kullanıp gebelik şansını arttırmaya başlarız. 11. günde de kanda gebelik testi yapıp gebe olup olmadığını anlarız ve ona göre ilaç kullanımına devam edip etmeyeceğimize, yapılan tedavinin sürüp sürmeyeceğine çiftlerle birlikte karar veririz.